Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

necip fazıl kısakurek

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Kültür-Sanat
Forum Adı: Şairler
Forum Tanımlaması: Edebiyatın önde gelen şairleri...
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=8885
Tarih: 27/Ekim/2020 Saat 08:45


Konu: necip fazıl kısakurek
Mesajı Yazan: cyda
Konu: necip fazıl kısakurek
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 21:57

                          KALDIRIMLAR

Sokaktayım;kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum; arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında;

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum

 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacalarını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim,biri de serseri kaldırımlar.

 

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…

Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor

Gözüne mil çekmiş bir âmâ gibi evler.

 

Kaldırımlar, çilekeş yalnızlıkların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

 

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

 

Ben  gideyim yol gitsin , ben gideyim yol gitsin;

İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

Tak tak ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

 

Ne sabahı göreyim, ne sabaha görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

 

Uzatıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

                                                               NECİP FAZIL KISAKÜREK

                                                                               çile



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...



Cevaplar:
Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 21:58

DAYAN KALBİM (56261 Hit)

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

http://www.siirperisi.net/images/sair.gif -   http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70 -



Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 21:58

< ="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" =text/>

 
 
Beklenen

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

(1937)

 

Necip Fazıl Kısakürek

 



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 21:59

< ="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" =text/>

 
 
Geçen Dakikalarım

Kimbilir nerdesiniz,
Geçen dakikalarım
Kimbilir nerdesiniz?

Yıldızların,korkarım,
Düştüğü yerdesiniz;
Geçen dakikalarım?

Acaba tütsü yaksam
Görünür mü yüzünüz?
Acaba tütsü yaksam?

Siz benim yüzümsünüz
Eğilip suya baksam,
Görünür mü yüzünüz?

Gitti bütün güzeller;
Sararmış biri kaldı,
Gitti bütün güzeller.

Gün geldi,saat çaldı,
Aranızda verin yer;
Sararmış biri kaldı!

 

Necip Fazıl Kısakürek



-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 21:59
AKŞAM (59917 Hit)

Güneş çekildi demin,
Doğdu bir renk akşamı.
Bu, bütün günlerimin,
İçime denk akşamı.

Akşamı duya duya,
Sular yattı uykuya;
Kızıllık çöktü suya,
Sandım bir cenk akşamı...

http://www.siirperisi.net/images/sair.gif -   http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70 -


Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 22:00
necıp fazıl severler tesekkurlerınızı beklıyorumBig%20smile

-------------
KARANLIĞA KÜFREDECEĞİNE KALK DA BİR MUM YAK ...


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 15/Ekim/2007 Saat 22:11
beklenen favorim hele şu kısım
 gelme artık neye yarar...


-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 04/Kasım/2007 Saat 02:06
wayy sen de necip fazıl hayranısın ha! bu konuyu kaçırdığıma inanamıyorum Cry neyse ben teşekkür edeyim bari

-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: mitnick_89
Mesaj Tarihi: 04/Kasım/2007 Saat 02:11
http://www.youtube.com/watch?v=pX-Cwo3-ho4 - http://www.youtube.com/watch?v=pX-Cwo3-ho4


Mesajı Yazan: ayzanaz
Mesaj Tarihi: 18/Kasım/2007 Saat 22:08
Kaldırımlar en beyendiğim şiirlerindendir ve en sevdiğim şairdir  necip fazıl kısakürek


Mesajı Yazan: sacit aykemez
Mesaj Tarihi: 20/Nisan/2008 Saat 04:21
 
CANIM İSTANBUL
 
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle Istanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim" i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
 NECİP FAZIL KISAKÜREK


Mesajı Yazan: sacit aykemez
Mesaj Tarihi: 20/Nisan/2008 Saat 04:22
SAKARYA TÜRKÜSÜ
 
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

NECİP FAZIL KISAKÜREK


Mesajı Yazan: sacit aykemez
Mesaj Tarihi: 20/Nisan/2008 Saat 04:24
Bu iki şiiri de benim çok hoşuma gidiyor.N.Fazıl'ın kıymetini bilmek lazım.  


Mesajı Yazan: Misafir
Mesaj Tarihi: 20/Nisan/2008 Saat 04:37

KADIN BACAKLARI

 

Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var

Kalbim ki, vahşi bir zevk alır ezilişinden

Ömrümüzün geçtiği yolda bana sorsalar

Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden

 

Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü

Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın

Bir lisandır onların duruşu bükülüşü..

Kadınlar!! Onlar varken konuşmayınız sakın

 

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe

Bacakların ruhudur şekil veren diyorum

Bacakları bir kalın örtüde saklı diye

Mermerde kalbi çarpan Venüs’ü sevmiyorum

 

Boynuma doladığın güzel putu görseler

İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını

Kör olsam da açılır gözüm ona sürseler

İsa’nın eli diye bir kadın bacağını

 

 
 
                                         Necip Fazıl Kısakürek


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 25/Nisan/2008 Saat 14:42
zindan iki hece Mehmedim lafta
baba katiliyle baban bir safta
bir de geri adam boynunda yafta
halimi düşünüp yanma mehmedim
kavusmak mı?belki,daha ölmedim..
 
avlu bir uzun yol tuğla döşeli
kırmızı tuğlalalr altı köşeli
bu yol da tutuktur hapse düşeli
git ve gel yüz adım,bin yıllık konak
ne ayak dayanır buna ne tırnak.
 
bir alem ki gökler boru içinde
akıl olmazların zoru içinde
üstüste sorular soru içinde
düşün mü,konus mu,sus mu,unut mu?
buradan insan mı cıkar,tabut mu?
 
bir idamlık Ali vardı,asıldı
kaydını düştüler,mühür basıldı
geçti gitti birkaç günlük fasıldı
ondan geride kalan boynu bükük ve sefil
bahçeye diktiği üç beş karanfil.
 
bügün dert dınler müdür bey,MARUZAT!
çatık kaş hükümet dedikleri zat
beni allah azat etmiş,kim eder azat
anlamaz yazısız pulsuz dilkçem
anlamaz ruhuma geçti bilekçem.
 
saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
sayım var,maltada hizaya dizil
tek yekun içinde yazıl ve çizil
insanlar zindanda birer kemmiyet
urbalarla kemik,mintanlarla et
 
somurtuş ki bıçak,nara ki tokat
zift dolu gözlerde karanlık kat kat
yalız seccademin yününde şefkat
beni kimsecikler okşamaz madem
öp beni alnımdan sen öp seccadem
 
çaycı getir şu ilaç kokulu çaydan
dakika düşelim senelik paydan
zindanda dakika farksızdır aydan
karıştır çayını zaman erisin
köpük köpük, duman duman erisin
 
peykelr,duvara mıhlı peykeler
duvarda baslardan yağlı lekeler
gömülmüş duvara baş baş gölgler
duvar,katil duvar,yolumu biçtin
kanla dolu sünger beynimi içtin
......
ses demir,su demir ve ekmek demir
istarsen demirde muhali kemir
ne gelir ki elden kader bu,emir
garip pencerecik,küçük,daracık
dünyaya kapalı allaha açık
......
sevinin mehmedim,başalr yüksekte
ölsek de sevinin,eve dönsek de
sanma bu tekerlek kalır tümsekte
yarın elbet bizim,elbet bizimdir
GÜN DOĞMUŞ,GÜN BATMIŞ,EBED BİZİMDİR!!


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 25/Nisan/2008 Saat 16:09
omço çok teşekkür ederim bu şiiri koyduğun için. en sevdiğim şiirdir diyebilirim buna :))
ancak bazı yerleri yanlış yazılmış sanırım , aldığın yerde birsorun var heralde :))


-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 26/Nisan/2008 Saat 14:16
önemli değil ne demek.ya ben şiiri ezberden yazdıgım için bazı bölümleri o anda aklıma gelmedi.birkaç yerde de hata olabiilir.sorun bendendir yani..


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 03/Ağustos/2008 Saat 22:29

VE GELİR

Bu yurda her bela içinden gelir;
HEPleri hep,hiçin hiçinden gelir.
Gelemez bir ithal malıdır ki akıl,
Kafdağından,Çinden,Maçinden gelir.
Dünküne eş, bugün küfür yobazı;
Bütün derdi festen,lapçinden gelir.
'Allah vardır!'dersin;sorarlar:Niçin?!
Sonra tokat puta 'niçin?'den gelir.
Benim nur mayama pislik atanlar,
Şeytan senin büyük elçinden gelir!
Biricik selamet yolu tarihte,
'Sormayın,Görmeyin,Geçin!'den gelir.
Genç Osman'ı lif lif doğrayan o güruh,
Kahbe devşirmenin piçinden gelir.
Bir gün bu gidişle çatlarsa bu yürek,
Dile vurdukları perçinden gelir.
                                        N.F.K


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 04/Ağustos/2008 Saat 13:15

BAŞIBOŞ

Vatanımda sular akar başıboş,
Herkes birbirine kakar,başıboş
Bozkırlardan topal bir tren geçer
Çocuk,merkep,öküz bakar başıboş.
Yanmaz da yürekler,güneşe atsan;
Bir kibrit,bir orman yakar,başıboş.
Tarih, kutuplara kaçmış bir fener,
Buz denizlerinde çakar başıboş.
Yirmi dokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar,isim takar,başıboş.
Allahım sen acı bu saf millete!
Akşam yatar,sabah kalkar,başıboş...
                                              N.F.K


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 04/Ağustos/2008 Saat 15:25
KADIN
 
Kalıp değil bir fikir...
Elmas sorguçlu fakir;
Açıkta sırrı bakir;
                          Kadın...
Çölde kaçan bir serap;
Yönü kementli mihrap...
Madeni som ıstırap;
                           Kadın...
Dipsiz hasrete tuzak;
En yakınken en uzak...
Tadı zehrinde erzak;
                            Kadın...
Bir işaret,bir misal;
Ayrılık remzi visal...
Allah'a yol bir timsal;
                            Kadın...


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 04/Ağustos/2008 Saat 15:36
AYNALAR YOLUMU KESTİ
Aynalar bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık,kelepçelendik
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklılk,ulvi mahkeme!
Acı,hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerinkanına girdim.
Ktsi emaneti yedim bitirdim.
Dğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dşlerinde,köpek nefsin,irade.
Gnah,günah,hasad yerinde demet;
Mrhamet,suçumdan aşkın merhamet!
Our mu dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı öksem, Nuh Tufanına denk?
 
ÇIKAMAM,AYNALAR,AYNALAR ZİNDAN.
BAKAMAM,AYNADA,AYNADA VİCDAN
BENİ BEKLEMEYİN,O BİR HEVESTİ;
GELEMEM,AYNALAR YOLUMU KESTİ!!!
 


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: Zatoichi
Mesaj Tarihi: 08/Ağustos/2008 Saat 16:35
Aşk ve Korku

Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
Allah'tan nasıl korkmaz, insan O'nu sever de...
 
Necip Fazıl Kısakürek


-------------
Ne senin adın Yûsuf, ne de ben Züleyhâ’yım.
Sanma ki ellerimden yırtılacak gömleğin...
Lâkin bir gün Züleyhâ olup gelirsem sana,
Yûsuf gibi karşıla, asil, iffetli, serin...


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 09/Ağustos/2008 Saat 12:37

SAĞ-SOL

Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim;
Görevi olmasaydı sol elimi keserdim...


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 09/Ağustos/2008 Saat 12:43
SON SIĞINAK
 
Hayat perdenin arkasında;
Hayatın öte yakasında.
 
Şu gaflet yükü insana bak,
Kendinden varlık cakasında.
 
Ve aşksız yobaz...işi gücü,
Namazla Cennet takasında.
 
Tam dört asırdır Müslümanlık,
Cansız etiket markasında.
 
Kuran kalbi kör ezbercide,
Din,üfürükçü muskasında.
 
Batı,Batı der,çırpınırlar,
Batı tükürük hokkasında.
 
Makine dimdik demirden put,
İnsanoğlu ruh laçkasında.
 
Hürriyetr nerde söyleyeyim:
Hakka esaret halkasında.
 
zamanda her şey kopuk,kesik;
biçkisi kader makasında.
 
Ey insan,sana son sığınak,
Son Peygamberin hırkasında!!!
                                    N.F.K
 


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: EsMeR...
Mesaj Tarihi: 09/Ağustos/2008 Saat 16:47
 HER NEFESTEN
göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
affet senden habersiz aldığım her nefesten...

http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70 - NECİP FAZIL KISAKÜREK


-------------
(((... è il periodo di amore ... )))


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 10/Ağustos/2008 Saat 01:54
Orjinalini yazan: omço

SAĞ-SOL

Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim;
Görevi olmasaydı sol elimi keserdim...

ya burada şair ne demek istemiş ? neden böyle bir beyit yazma ihtiyacı hissetmiş ?


-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 10/Ağustos/2008 Saat 14:00
adam bence bariz bir şekilde sağcı oldugunu göstermiş zaten ama bir de solculara da saygı duyulması gerektiğini,onlara da ihtiyaç oldugunu,onların da fonksiyonlarının oldugunu söylemiş.bu da görevi olmasaydı yani bir işe yaramasaydı sol elimi keserdim cümlesinden anlaşılıyor.işe yarıyor demek ki adam sol elini kesmiyor.bir uyum olmalı diyor gibi...

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 10/Ağustos/2008 Saat 14:29
Orjinalini yazan: omço

adam bence bariz bir şekilde sağcı oldugunu göstermiş zaten ama bir de solculara da saygı duyulması gerektiğini,onlara da ihtiyaç oldugunu,onların da fonksiyonlarının oldugunu söylemiş.bu da görevi olmasaydı yani bir işe yaramasaydı sol elimi keserdim cümlesinden anlaşılıyor.işe yarıyor demek ki adam sol elini kesmiyor.bir uyum olmalı diyor gibi...

ama bu sağ sol kavramının siyasi olduğunun düşünmüyorum ben yani sağ elle ye sağ elle tokalaş gibi dini bi kavram olduğunu düşünüyorum .


-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 10/Ağustos/2008 Saat 14:34
ben siyasi oldugunu düşünüyorum çünkü bu şiir ÇİLE kitabının DAVA VE CEMİYET adlı bölümünde yazılı.bu bölümde daha cok siyasi içerikli şiirler var...

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: denizz
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:20
Orjinalini yazan: DeNizLiLi

Orjinalini yazan: omço

SAĞ-SOL

Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim;
Görevi olmasaydı sol elimi keserdim...

ya burada şair ne demek istemiş ? neden böyle bir beyit yazma ihtiyacı hissetmiş ?


yok yok siyasi, solcular için nazım nasılsa, sağcılar içinde necip fazıl öyledir


Mesajı Yazan: KAFKASKARTALI
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:34
denizz haklı solcular için nazım nasılsa sagcılar için NFK öyledir..
 
 
 
NE HASTA BEKLER SABAHI

ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de seytan bir günahı
seni beklediğim kadar
****
gecti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar..
Necip FAZIL


Mesajı Yazan: gölge
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:41
beklenen
zindandan mehmede mektup
çile
ve tabiki sakarya...

benim en sevdiğim dizede

Ateşten zehrini tattım bu okun,
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

dörtlüğündeki son dizedir.

Bir cinnet hali anca bu dizeyle ifade edilir heralde


-------------


Mesajı Yazan: gölge
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:43
ÇİLE

Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birden bire dam.
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun,
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum değdi burnuna (yok)un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kainat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

Aylarca gezindim , yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta ?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl ?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta ?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl ?

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

Yalvardım : Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düşte perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç.

Uyku katillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu rüyalar da içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş.
Mevsimden mevsime girdim böylece
Gördüm ki, ateşte cımbızda yokmuş.
Fikir çilesinden büyük işkence.

Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir Çektiğim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde mavi bir ışık.

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi beynimde.

Lügat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden
Aynalar söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan muhacir; eşyadan öksüz?

Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta.
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış
Boşuna gezmişim yok tabiatta.
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mavera dede.
Yandı sırça saray, ilahi yapı,
Binbir avizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimari, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçır beni ahenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

Ötelet öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte samanyolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

-------------


Mesajı Yazan: gölge
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:43
KARACAAHMET

Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet !
Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmet !
Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde ?
Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta...
Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.
Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.
Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.
Karacaahmet bana neler söylüyor, neler !
Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,
Zaman deli gömleği, Onu yırtan da ölüm;
Ölümde yekpare ân, ne kesiklik, ne bölüm..
Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
Bu mu dersin, taşlarda donmuş sükûta sebep ?
Kavuklu, baş örtülü, fesli, baş açık taşlar;
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,
Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;
Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.
Onlar ki, her nefeste habersiz öldüğünden,
Gülüp oynamaktalar, gelir gibi düğünden.
Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar;
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.
Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih !
Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih !

-------------


Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:49

http://www.siirperisi.net/images/siir.gif - - (406002 Hit)

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

- http://www.siirperisi.net/images/sair.gif -   http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70 -



Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:51
      
 
 
 
            !!!!YOL ONUN,VARLIK ONUN,GERİSİ HEP ANGARYA!!!


-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: gölge
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:54
Rabb'im isterse,sular büklüm büklüm burulur
Sırtına Sakaryanın Türk tarihi vurulur...


-------------


Mesajı Yazan: er_batur
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 15:02
Orjinalini yazan: esra89ksk

http://www.siirperisi.net/images/siir.gif - -

 
 
işte bu mükemmel ötesi bir şiir..Okurken bir kez daha tüylerim dike diken oldu.Bence en mükemmel eseridir Necip Fazıl'ın..


-------------
"Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür
ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!".
Mustafa KemaL ATATÜRK


Mesajı Yazan: by_jeem!!!
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 15:30
çok güsel bir dili varya...o türk şiirinin mihenk taşlarından birisi..

-------------
YA SEV YA BADABA DU!!!


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 18:30
ben de bi mehmet akif başlığı mı açsam . :))

mehmet akifi günümüz gençliğinin pek tutmaması eski dille yazmış olmasıdır . kelimeler artık günümüzde kullanılmadığı için anlaşılmakta zorlanmaktadır .


-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 18:56
necip fazılın  sakarya şiirini son yapılan türkçe olimpiyatlarında mogolistanlı bi kız öğrenci okumuştu.ondan dinlemenizi tavsiye ederim.muhtesem!!!

-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: legendaryboy
Mesaj Tarihi: 10/Eylül/2008 Saat 23:20
sakarya türküsünü tek geçerim aralarından çok iyi bir eser

-------------
mumlar gibi kendi göz yaşımın denizinde boğulup gidene kadar sürecek bu yangın


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:19
Orjinalini yazan: DeNizLiLi


Orjinalini yazan: omço

SAĞ-SOL


Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim;

Görevi olmasaydı sol elimi keserdim...
ya burada şair ne demek istemiş ? neden böyle bir beyit yazma ihtiyacı hissetmiş ?


bence en başta sağ eliyle yazdığı için şiir yazmaya kendimi verdim demek istemiş, hem de ikinci bir anlamı olarak sağcı olduğunu belirtmiş..:))
sol eliyle yazmıyor ama ihtiyacı var sonuçta o eline onu demek istemiş bi de ikinci anlamı olarak solcular olmasa sağcıların da farkı anlaşılmazdı gibisinden (hani kötülük olmasa iyiliğin değeri anlaşılır mı gibisinden :)) ) bi şeyler anlatmıiş bana göre:))

zamanından geç gelen bi yorum:))



Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:22
sağ eliyle yazdığı için farklı bir yaklasım olmuş gerçekten.yalnız adam ya solaksaBig%20smile

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:26
benim ilk aklıma sağ eliyle yazması geldi.. :))
ya normal bi insan sağlak olur, o da sağlaktır diye düşündüm.. (bu arada ben solağım :)) )


Mesajı Yazan: mine89
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:27
solcular olmasa sağcıların değeri anlaşılmaz mı demek istemiş! doğrusu şaşırmadım da iyi kötü diye bi ayrım yapmak çok saçma.. başkalrının görüşlerine katılmasan da değer vermelisin ya da iyi kötü güzel çürkün tarzı bi ayrım yapılmamalı bence..

-------------


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:28
aklına ilk onun gelmesi normal bence deBig%20smile
yalnız ben de solağım o yüzden mesajı okuyunca bir şaşırdım:P


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:33
Orjinalini yazan: mine89

solcular olmasa sağcıların değeri anlaşılmaz mı demek istemiş! doğrusu şaşırmadım da iyi kötü diye bi ayrım yapmak çok saçma.. başkalrının görüşlerine katılmasan da değer vermelisin ya da iyi kötü güzel çürkün tarzı bi ayrım yapılmamalı bence..


ben burda görüşümü belirtmedim ki...
adam öyle demek istemiş bence dedim.. ben öyle yorumladım.. şimdi ben kime saygı göstermemişim ki??


Mesajı Yazan: mine89
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:35
peki dennis kusura bakma ben öle anlamışım demek ki.. yani senin yazdıkların şairin ağzından çıkan şeyler sanırım..

-------------


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:38
bence onlar şairin kaleminden cıkan şeyler de değil çünkü şair bence bu şiirde bir değer meselesinden cok hem sağın hem solun birbirine muthaç oldugunu onların bir birlik bütünlük(karşıtların birliği)içersinde olması gerektiğini vurguluyor gibi ama tabi herkes farklı yorumlayabilir.bu da benm yorumum sonuçta.

-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: mine89
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:40
evet bence de öle omço.. karşıt görüşler aslında birbirinden destek alırlar.. almalılar yani..

-------------


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:42
ya sanırım parantez içinde yazdığım kötülük olmasa iyilğin değeri anlaşılır mı olmuş.. ben orda kesnilike sağ-sol iyi-kötü eşleştirmesi yapmadım.. zıtlar olmasa birbirlerinin değeri anlaşılmaz demek istedim.. mesala çirkin olmasa güzelin değeri anlaşılmaz, kötülükler olmasa yapılan iyiliklerin değeri anlaşılmaz gibisnden.. yanlış anlaşıldıysak affola :))



Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:43
Orjinalini yazan: omço

bence onlar şairin kaleminden cıkan şeyler de değil çünkü şair bence bu şiirde bir değer meselesinden cok hem sağın hem solun birbirine muthaç oldugunu onların bir birlik bütünlük(karşıtların birliği)içersinde olması gerektiğini vurguluyor gibi ama tabi herkes farklı yorumlayabilir.bu da benm yorumum sonuçta.


ben de senin demek istediğin söylemek istedim.. ama ifade tarzım yanlış oldu sanırsam:))


Mesajı Yazan: mine89
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:44
seni affetmek bana düşmez.. o senin görüşün sonuçta ama ben biraz hiddetle okudum yazdığını.. neyse yaa önemli değil:))

-------------


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:46
Orjinalini yazan: dennis

Orjinalini yazan: omço

bence onlar şairin kaleminden cıkan şeyler de değil çünkü şair bence bu şiirde bir değer meselesinden cok hem sağın hem solun birbirine muthaç oldugunu onların bir birlik bütünlük(karşıtların birliği)içersinde olması gerektiğini vurguluyor gibi ama tabi herkes farklı yorumlayabilir.bu da benm yorumum sonuçta.


ben de senin demek istediğin söylemek istedim.. ama ifade tarzım yanlış oldu sanırsam:))
 
biraz öyle oldu galiba:P


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: dennis
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:46
ya cidden ifadem yanlış olmuş.. zıtlıklar birbirine muhtaçtır kısaca..:)) onu belirtmek istedim :))


Mesajı Yazan: mine89
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 01:47
tmm denis anladık :)) bi dahakine doğru ifade edersin:))

-------------


Mesajı Yazan: hazim
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 02:10

Gençliğe Hitabe

Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...

Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...

Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...

'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik...

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik...

Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...

İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine olsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ...
 

Necip Fazıl Kısakürek



-------------
nothing else matters


Mesajı Yazan: hazim
Mesaj Tarihi: 11/Eylül/2008 Saat 02:18
Surda bir gedik açtık;mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgar,artık ne yandan esersen es!...
 
Üstad inşallah senin istedigin gibi bir gençlik gerçekten vardır veya geliyordur biz bu yoldan coktan saptık. Allah'ın izniyle inşallah o yola gireriz kurtuluşta olduğu gibi tekrar.


-------------
nothing else matters


Mesajı Yazan: denizz
Mesaj Tarihi: 01/Ekim/2008 Saat 14:33
bldiğim kadarıyla nazımla kısakürek cok düşman olmalarına ramen birbirlerine. nazım hapise düştügünde onu ilk ziyaret edenlerden biri kısakürekmiş... birbirlerine nekadar karsı olsalarda birbirlerne yapılan yanlışları destekleyen insanlar değillerdi


Mesajı Yazan: hazim
Mesaj Tarihi: 20/Ekim/2008 Saat 22:47
Saat

Bakma saatine ikide birde!
Halin neyse saat onun saati.
Saat tutamaz ki, ölü kabirde;
Zamana eşyada gör itaati!
                              Bir kıvrım, bir helezon,
                              Her noktası baş ve son...

Dün hâtıra, yarın hayal, bugün ne?
İki renk arası bir çizgicik pay.
Ne devlet zamanı bütünleyene!
Ebed bestecisi bir çark ve bir yay.
                              Hesap soran yaratık;
                              O dimdik her şey yatık.

Zaman bir işvebaz, kaçak hayalet;
Eskiyenin kement atar boynuna.
Ne pişmanlık tanır, ne af, ne mühlet;
Ancak fatihinin girer koynuna.
                              Niyeti gizli fettan
                              Köle biçimli sultan...

1982


-------------
nothing else matters


Mesajı Yazan: DeNizLiLi
Mesaj Tarihi: 21/Ekim/2008 Saat 00:54
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?

-------------
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı :
Sonum yokluk olsa bu varlık niye ?


Mesajı Yazan: spiele
Mesaj Tarihi: 25/Ekim/2008 Saat 13:24
Orjinalini yazan:

KADIN BACAKLARI

 

Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var

Kalbim ki, vahşi bir zevk alır ezilişinden

Ömrümüzün geçtiği yolda bana sorsalar

Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden

 

Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü

Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın

Bir lisandır onların duruşu bükülüşü..

Kadınlar!! Onlar varken konuşmayınız sakın

 

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe

Bacakların ruhudur şekil veren diyorum

Bacakları bir kalın örtüde saklı diye

Mermerde kalbi çarpan Venüs’ü sevmiyorum

 

Boynuma doladığın güzel putu görseler

İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını

Kör olsam da açılır gözüm ona sürseler

İsa’nın eli diye bir kadın bacağını

 

 
 
                                         Necip Fazıl Kısakürek


öncelikle bu şiirin Necip Fazıl'a ait olmadığını belirtmek isterim. Daha doğrusu bizzat şairin kendi vasiyeti olarak, şair bu vb. şiirlerini kabul etmemektedir. Çile adı altında kabul ettiği şiirlerini toplamıştır.
lakin şiirlerindeki sözün gücünü görmek için iyi örneklerdendir bu şiir.
 
Orjinalini yazan: omço

SAĞ-SOL

Kalbimi ve aklımı hep sağ elime verdim;
Görevi olmasaydı sol elimi keserdim...


bence burada basit bir siyasi göndermeden çok derin bir dini mana var. böyle bir düşünürün kalbini ve aklını herhangi bir siyasi akıma vermesi beklenemez kanımca. burada anlatmak istediği tüm varlığını iyiye adamış olmasıdır. dinde geçtiği üzere sağ iyilikle, sol ise kötülükle simgelenir. sevapları yazan melekler sağda iken, günahları yazan melek soldadır. öncelik her zaman sağın olmuştur. Hz. Muhammed güneşi ve ayı eline alırken daha büyük, yüce, kaynak olan güneşi sağ eline alırken, küçük, zayıf olan ayı sol eline almıştır. (varsayım)
görevi olmasaydı sol elimi keserdim kısmı ise kötülüğün ortadan kaldırılmasını çağrıştırıyor bana. böyle bi durum söz konusu olursa, dünyadaki sınavın luzumu kalmaz. iyi insan kötülükten mahrum olup kötü olmayan değil, kötülük yapma gücünü sahip olup kötüden uzak durandır.
en nihayetinde şiir söz konusu olunca herkes ne anlıyorsa doğru odur. naçizane benin anladıklarım bunlardır bu şiirden.


sözü tamamlarken çile'den şu dörtlüğe dikkat çekmek isterim.

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

bu dörtlük tohum oluyor, içine açıp büyütürseniz kocaman ağaç çıkar. onu büyütmek bize kalmış.



Mesajı Yazan: esra89ksk
Mesaj Tarihi: 07/Aralık/2008 Saat 18:33
UTANSIN

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=70 - NECİP FAZIL KISAKÜREK

-------------

"Ne beyan-i hale cu'ret, ne figana takatim var.Ne reca yi vasla gayret, ne firaha kudretim var."


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 21/Aralık/2008 Saat 15:45
SERSERİ

Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
Halime ben bile hayret ederim.

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim…



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 14/Ocak/2009 Saat 13:42
Necip Fazıl gençlik yıllarında bir kızı çok sever ve hatta o kız için edebiyatımızn en güzel aşk dörtlüklerinden biri olarak kabul edilen şu dörtlüğü yazar:
 
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
 
Fakat kız Fazılla çıkmak istemez başka bir çocukla çıkar ama gel görelim ki bu ilişkisi uzun süreli olmaz ve kız Fazıla meyleder.Bu sefer de Fazıl kızı kabul etmez çünkü onu artık kalbine gömmüştür ve şiirinin ikinci dörtlüğünü yazar:
 
Geçti, istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık,neye yarar??
 
 


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 14/Ocak/2009 Saat 16:40

Şair bir gün arkadaşlarıyla dışarı çıkıp biraz eğlenmek ister.Hazırlandıktan sonra tam kapıdan çıkacakken gözü kapının yanındaki aynaya takılır ve ünlü dizeler çıkar ortaya :

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.


-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2009 Saat 14:33
Necip Fazıl'ın şiir yazmaya başlama bahanesi de gariptir.Bir gün Fazılı hastahanede yatmakta olan annesinin yanına ziyarete götürüler.Fazıl o zaman daha 12 yaşındadır.Annesi yanıbaşındaki yatakta yatmakta olan veremli bir genç kızın kara kaplı deftere yazdığı şiirlerini okumuş ve çok beğenmiştir.Fazıl o gün ziyarete geldiğinde bunları ona da gösterir ve oğlunun gözlerinin içine bakarak:
 
-'Ah keşke sen de böyle şair olaydın.' der.
 
Bu düşünce Fazılın beyninde şimşekler gibi çakar.12 yaşına kadar içinde büyütüp de farkına varmadığı bu duygu o gün su yüzüne çıkar ve o günden sonra şiirler yazmaya başlar.Gün gelir Necip olur,Necip Fazıl olur ve gün gelir Necip Fazıl Kısakürek olarak milyonların gönlünde bir pınar gibi çağlar...
 


-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: omço
Mesaj Tarihi: 07/Şubat/2009 Saat 16:12
                VEDA
Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gölümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam döerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!



-------------
yeryüzü boşaldı,habersiz miyiz?
güneşe göç var da kalan biz miyiz?


Mesajı Yazan: ra313it_
Mesaj Tarihi: 27/Ağustos/2009 Saat 02:18
   Zevkü sefa sürnmesini bilmedik  
   Bu vatan uğruna ant içtik!
   Can çekişmeyi değil BAYRAK uğruna
   Can almayı öğrendik…


-------------
SeN ÇıTıRSıN eN BaSiTiNDeN KıRıLıRSıN!..



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat