Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

ümit yaşar oğuzcan

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Kültür-Sanat
Forum Adı: Şairler
Forum Tanımlaması: Edebiyatın önde gelen şairleri...
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=6106
Tarih: 21/Ocak/2020 Saat 00:50


Konu: ümit yaşar oğuzcan
Mesajı Yazan: papatya
Konu: ümit yaşar oğuzcan
Mesaj Tarihi: 17/Haziran/2007 Saat 14:10
Milyon kere Ayten :) / Ümit Yaşar Oğuzcan

Ben bir Ayten'dir tutturmuşum
oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var
Ya da Ayten'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun


-------------
farkı fark edenin farkını fark ederim!!!



Cevaplar:
Mesajı Yazan: papatya
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2007 Saat 15:51
22 Agustos 1926 tarihinde Tarsus (Içel)'ta dogdu, 4 Kasim 1984 tarihinde Istanbul'da öldü. Eskisehir Ticaret Lisesi'nden mezun oldu (1945). Osmanli Bankasi ve Türkiye Is Bankasi'nda çalisti, 1977 yilinda emekli oldu. Istanbul'da kendi adini tasiyan bir sanat galerisi kurdu. Yasadigi dönemin en popüler sairlerinden biriydi. Ask, özlem ve ayrilik gibi duygusal konularda yazdigi siirleriyle tanindi.





ÜSTÜME VARMA İSTANBUL


Sana geldim, içim ümitlerle dolu
Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur
Bir gün ben de eririm caddelerinde
Çürür kemiklerim adım unutulur

Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak
Göğün, bulutların, denizlerin kalır
Oynama İstanbul, benimle oynama
Bir gün öldürür beni bu dert, bu kahır

Ezilmiş ellerim arasında başım
Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış
İşte gelip kapılarına dayanmışım

Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim
Beni sarhoş etme, başım dönüyor
Üstüme varma İstanbul, kederliyim

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM


Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim.

Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir.
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kimbilir.

Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında.
Aşk bu özleyiş bu hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.

Ya da unuturum kim olduğumu
Hatırlamam belki adımı bile.
Belki de çıldırır deli olurum
Sana kavuşmanın heycanıyla.

Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özlemini, seveni.
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.

KURŞUN YARASI


İstediğin zaman, rasladığın yerde
Kıyasıya olmalı beni vuruşun
Kanım günlerce akmalı caddelerde
Tam kalbime değmeli attığın kurşun.
Ya kalbime, ya alnımın ortasına
En can alacak yerime nişan al.
Çare bulunmaz her kurşun yarasına
Beni öldür ve açık gözlerime dal
Bir eser olmasın içinde korkudan.
Tetiği kininle, garezinle çek
Kurşun değil ölüm çıkmalı namludan.
Bırak benim kanım olsun dökülecek
En son kurşunun da olsa namluya sür
Nasıl olsa ölüm var, bari sen öldür.

İMKANSIZ ŞEYLER


İmkansız olan şeyler vardır bilirsin
Yaşlanmamak gibi, ölmemek gibi.
Ve seni sevmemek çigan gözlüm
Mümkün değil ki.
Çıkarıp atamam içimden
Neyleyim yer etmişin bir kere.
Ne zaman elime bir kağıt alsam
Siner güzelliğin kelimelere.
Yumsam gözlerimi seni seyrederim
Devamlı bir musiki kulaklarımda sesin
Mevsimler seninle başlar, seninle biter
Yıl oniki ay benimlesin.
Ne zaman bir gemi görsem limanda
Alıp başımı seninle gitmek isterim.
Umurumda değil bu oyunlar, bu düzenler
Anlasana; seni arıyor ellerim.
İmkansız düşünmemek gecelerce seni
Ve sevmemek ömür boyunca, bir gün değil.
- Başka çaremiz yok, beni unut - demiştin
Mümkün değil çigan gözlüm, mümkün değil...

UNUTAMIYORUM


Unut demek kolay gel bana sor bir de.
Unutamıyorum işte unutamıyorum.
Bir şey var şuramda beni kahreden
Şuramda tam yüreğimin üstünde
Çakılı duran bir şey var
Elimde değil söküp atamıyorum.

Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere.
Kimi görsem biraz sana benziyor
Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü
Şu kayaları döven deniz
Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı
Bir zamanlar beraber dinlediğimiz.

Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan.
Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba?
O güzelim gözleri kime bakıyor
O canım elleri nerde?
Oysa günler o günler değil
Akşamlar o akşamlar değil
Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde.

Durup durup seni büyütüyorum içimde.
Seninle acılar büyütüyorum
Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz.
Kirli sular yürüyor iliklerime
Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun?
Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem
Bir gün olsun bir dakika olsun.

Unut demek kolay, gel bana sor bir de.
Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum.
Dilimin ucunda sen
Başımın içinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamıyorum işte, unutamıyorum...

SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM


Dağ başında bir avcı kulübesi
Yerle diz boyu kar.
Ocakta ateş
Dışarda rüzgar.
Hadi gel
Önce sevişmeliyiz uzun uzun.
Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız
Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp
Birer birer öpmeliyim.
Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana
Böylece ölmeliyiz.
Aradan yıllar geçip
Bizi buldukları zaman
Etlerimiz çürümüş olsa da
Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden.
Hadi gel
Nefes almak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum.

BİR GÜN


Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum.

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, açıl
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde.
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl?
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum.

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak.
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum.

Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum.

AŞKTI O


Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi
Aşktı o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidişime dur diyen

Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim
Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su
Böyle ak pAk olacağımı bilir miydim
İçimde açmasaydı o sevmek duygusu?

Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü
Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın
Görsün prangalarım o doğacak günü

Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın
Seninle her yerde güzel, her zaman yeni
İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni

BİR GÜN KAPINA GELSEM


Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum.
Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.

Her şey sağır içimde, ne şiir, ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski.
Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık, bu ne özlem diyorum.

Beni çağırdığını bir defa duyabilsem.
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum.

UNUTULMAYANLAR


Biliyorum, unutamayacaksın!
Ağır ağır geçecek mevsimler
Bir bir ağaracak saçının telleri
Solacak albümde eski resimler.

Beni hatırladıkça için ürperecek
Boşanan gözyaşlarını tutamayacaksın.
Boşuna zorlama kendini, sevdiğim
Biliyorum, unutamayacaksın.

Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım.
Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa.
Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan
Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa.

Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın
Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak.
Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.

Zannetme ki herşey bitti sevdiğim
Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
Ve bundan sonra kim severse dünyada
Seni ve beni hatırlayacaklar.

BENİ UNUTMA


Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile.
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma.

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm.
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma.

O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yâr.
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma.

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm.
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma.

Hâlâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy.
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma.

Büyük acılarla tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel.
Ne olur tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma.

DENİZE KAVUŞAN NEHİR


Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
Sevgi denizlerine akan büyük nehir.
Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir.

Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
Sen nefes alışı en bakir güzelliğin.
Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
Bir güneş doğarcasına geceleyin?

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri.
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri.

Sen varsan dallarda kuşlar memnun
Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
Öylesine gerçek ki var olduğun
Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga.

Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
Başım döner gözlerin gözlerime değse.
Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
Yokluğun da odur senin, ölmek neyse.

Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz.


-------------
farkı fark edenin farkını fark ederim!!!


Mesajı Yazan: erebos
Mesaj Tarihi: 09/Ekim/2007 Saat 19:26
 Karanlıkta
(Presto)

Beşyüz borazan birden çalıyor
Bin davul birden vuruyor başımda
Gök gürültüleri
Çekiç sesleri makine sesleri
Dağlardan kopan kocaman çığlar
Taşlar
Kayalar
Ey üstüme üstüme gelen deniz
Ey cam kırıklarından kader
Yeter artık
Nerdeyse çıldıracağım
Bir yeşil ötesine geldim durdum işte
Merdivenin son basamağındayım
Bir adım daha atsam
Kimseler tutamaz beni
Bir adım daha atsam karanlıktayım

Kaç kere söyledik
Şu potpuriyi çalmayın diye
Anlamıyor musunuz
Fa diyez bemol çaresizlikler içindeyi
Bir duvar yıkılıyor altında kalıyoruz
Bir adam ölüyor bizi gömüyorlar
Susturun şu kemanları
Biraz da ilahlar ağlasın yokluğumuza
Kirli gözyaşları kırık iskemleler
Başı bozuk Çigan havaları
Yeminler notalar akortsuz teller
Ve sakat çocukları Nagazaki ‘nin
Biz bunun için mi geldik yeryüzüne
Devirin şu putları
Mukaddes kitaplar bize göre değil artık

Sinemaskop rezaletler içindeyiz
Café Chantant ‘larda dua ediyoruz
Mabetlerde çiftleşiyoruz artık
Mesuduz
Dokunmayın keyfimize
Saint Pierre ‘in doksandokuzuncu göbekten torunu
Strip tease yapıyor
Foli Bergere revüsünde her gece
Gelsin arkasından şampanya şişeleri
Kauçuk göğüslü kızlarda bir naz bir çalım
On derste aşk
On derste güzellik
On derste cinsiyet
Ve tam onbin yıldır arayıp bulamadığımız fazilet
Sonra mezarlıklar dolusu günah
Genelevler dolusu namus
Velhasıl ailece rock ‘n roll dansı öğrendik
Tepinip duruyoruz

Pirinç tanelerine çizdiğimiz kral resimleri bizi kurtarmadı
Ne de Babil ‘in asma bahçeleri
Hakkını veremedik alın terimizin suçluyuz
Har vurup harman savurduk ömrümüzü
Akıllı bir maymun olmaktan öteye gidemedik
Şimdi bu kördöğüşünde yenildikse suç bizim
Geç anladık zavallılığımızı
Her şeyi bu sağır göklerden bekledik yıllardır
Bizi kimseler inandıramadı ölüme
Bize kimseler öğretmedi insanlığımızı

Kim kurdu bu düzeni nerdeyiz
Bu tekerlekler nasıl dönüyor boşlukta
Bu umutlar bu dualar bu kahrolası hayaller
Nasıl bunca yıldır barındırdı bizi
Bu katı yürekli topraklar
Bu gülünç mezartaşları
Ölümler ölümler ölümler
Ölümlerden beter yalnızlığımız
Bu macera ne zaman bitecek söyleyin
Söyleyin ne zaman aydınlanacak
Bu karanlık alın yazımız

Harun-er Reşidin gazabına uğradık cümlemiz
Başparmaklarımızın birinci boğumundan vurdular bizi
Bir düşüş düştük Eiffel kulesinden
Sersefil oldu ölümüz caddelerde
Nice evlerin nice apartmanların bütün ağırlığı üzerimize kurşun gibi çöktü
Sokak köpekleri işedi kanlı gömleğimize
Yedi yıldız senesi bağırdık ağladık
Kimseler duymadı sesimizi Lili Marlen
Beşyüz sene sonra anlaşıldı yokluğumuz
İşte biz böyle yitirdik inancımızı Tanrıya
Keyfimize dokunmayın
Adamakıllı sarhoşuz

Ya bir gül koparın bahçenizden
Koklayalım
Ya bir yudum su doldurun taslarımıza
İçelim
Ya da bir dilim ekmek verin
Şükredelim yaşadığımız
Karanlıklar içinde
Çamurlar içindeyiz
Tutun kaldırın bizi
O yalancı sevginiz sizin olsun
Biz yaşamak için geldik yeryüzüne
Alın başınıza çalın merhametinizi

Körsünüz ya da sağırsınız
Beyaz çorap giydi diye
Ku Klux Klan derneğinin adamları
Bir zenciyi linç ettiler
Görmediniz
İbni Mansurun beşinci karısını toprağa gömdüler beline kadar
Sabahtan akşama dek yedibin kişi taşladı
Yedibin kişi tükürdü yüzüne görmediniz
Şu gökkubbenin altında
Boşa gitti nice bonjour ‘larımız
Sonra üç kere good night dedik
Duyan olmadı

Ya savaş meydanlarında yitirip bulamadığımız gerçek
Engizisyon işkenceleri yirminci yüzyılın
Fırınlar
Gaz odaları
Kitle halinde ölümler
Kara sineklerin konduğu çürümüş et yığınları
Yaylım ateşlerile delik deşik olmuş insanlığımız
O azgın atların çiğnediği kollar bacaklar
O kan çanağı gözler
O süngü uçlarında yükselen kesik başlarımız

Bizi alçaltan bu kanlı zafer taçları işte
Öptüğümüz o pis eller
O maymun maskara soytarılar
Küçük orospular
Kirli zevklerimiz
Yatağımıza giren frengili kadınlar
Aldığını geri vermez bir karanlık dört yanımızda
Hangi perdeyi aralasak gece
Hangi taşı kaldırsak çaresizlik
Ölüm isli bir fener ışığı bu karanlıklarda
Ölüm yorgun askerlerin tek umudu sıcak
Biz bu ölümlerle yakınız ölümsüzlüğe
Bu karanlıklarla uzak

Siz dilediğiniz şarkıyı söyleyin yine
Yine karamelalarla kandırın küçük kızları
Irzına geçin torunlarınızın
O sapık arzularınız yükseltecek sizi
O karanlık odaların başıboş rahatlığı
Varın dilediğiniz gibi yaşayın artık
Bir gün bütün günahlarınız bağışlanacak Tanrı katında
Ne cehennem ateşleri ne o köprüler kıldan ince
Sizin için değil
Siz öyle Tanrıların böyle kullarısınız işte

Şimdi de oturmuş tuz biber ekiyorsunuz yaramıza
Kiliselerde camilerde öğütler veriyorsunuz Tanrı adına
Sonra her gece bir cinayet işliyorsunuz
Temiz çarşaflarda pis kanınız
Uykularımızda gölgeniz korkunç belalı
Sizi sayıyla mı verdiler bize
Defolun karşımızdan
Bize kendi derdimiz yeter
Kanınızı bulaştırmayın ellerimize

Yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusu
Haydi biraz eğin başınızı
Bizden af dileyin
Kederimizi anlayın artık
Saygı gösterin sevgimize
Belki sizi affedebiliriz
Ne de olsa insanız biz de
Bir zayıf tarafımız vardır

Nasıl aldandık bunca zamandır
Nasıl inandık güzelliğine hayatın
Bize ne doğan güneşten
Büyüyen buğdaydan akan sudan bize ne
Alabildiğine kederliyiz yorgunuz
Bize dostluğu öğrettiniz
Bize sevmesini öğrettiniz böyle delicesine
Sevdikse günahlarımız Tanrı ‘nın boynuna
Sevilmedikse insanlar utansın kederimizden
Ne aradık ne bulduk dünyanızda söyleyin
Bir sevgiyi bile çok gördünüz bize
Öpüştük uykularımızda ayıpladınız
Kara kara yengeçleri saldınız üstümüze
Şimdi de bir yaşamaktır tutturmuşsunuz
Rahat bırakın bizi
Göğüyle deniziyle
Taşıyla toprağıyla
O yoktan var ettiğiniz Tanrı ‘sıyla
Dünyanız sizin olsun.

Boğaz tokluğuna yaşamalar bizi kurtarmaz artık
Biz oldum olası kör doğmuşuz
Brakisefal kafalarımız bir işe yaramıyor
Hele şu bizimsiz ayaklarımızın haline bakın
a...llığımız yüzümüzden belli
Aynaya bakıp gülüyoruz
Oysa bütün çirkinliğimiz aşikar ayna gibi
Söyleyin bir Shakespeare mi akıllıydı içimizde
To be or not to be

To be or not to be bir şey değil yine
Sen olmasan benim varlığımdan ne çıkar
Ama sen yoksun işte
Bense bütün insanlar gibi ha varım ha yoğum
Yine sana çıkıyor bütün yollar
Yine bütün iki kere ikiler dört ediyor
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum.
                                           Ümit Yaşar Oğuzcan


Mesajı Yazan: türkçeci
Mesaj Tarihi: 18/Ekim/2007 Saat 00:11
çok güsel şiirler saolun valla !!

-------------
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır..
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
    haydar ergülen


Mesajı Yazan: GizZzeM!!!
Mesaj Tarihi: 18/Ekim/2007 Saat 13:30
Clap

-------------


Mesajı Yazan: dionysos
Mesaj Tarihi: 18/Ekim/2007 Saat 13:34
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
sevi şiirinden.............


Mesajı Yazan: papatya
Mesaj Tarihi: 02/Şubat/2008 Saat 17:04
Orjinalini yazan: dionysos

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
sevi şiirinden.............
hımm bu şiiride güzelmişş diğerleri gibi...Smile


-------------
farkı fark edenin farkını fark ederim!!!


Mesajı Yazan: denizz
Mesaj Tarihi: 01/Eylül/2008 Saat 14:29
< ="Content-" content="text/; charset=utf-8">< name="ProgId" content="Word.">< name="Generator" content="Microsoft Word 11">< name="Originator" content="Microsoft Word 11"><>

Ayrılırken

Dinle sevdiğim bu ayrılık saatidir
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk
Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibi
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk

Bu saatte gözyaşları, yeminler
Boş bir tesellidir inandığımız
Perde kapanıyor, film bitiyor işte
O hiç bitmeyecek sandığımız

Görüyorsun konuşacak bir şeyimiz kalmadı
Sadece bakışlarımızda hüzün
İşte ayrılık bu; hiç beklemediğimiz
O ikiz kardeşi ölümün

Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz
Bu son buluşmamızdır seninle
Yeni bir hayata başlıyacaksın artık
Onunla, o yeni sevgilinle.

Anlıyorum artık o öpecek ellerini
Kulağına aşkı o fısıldayacak
İçinde bir pişmanlıktan başka
Benden eser kalmayacak.

Sigaranı söndür, kalkabiliriz
On adım sonra yollarımız ayrılmalı
Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana
İnsan ayrılırken bile büyük olmalı
..........
..........

ben en çok bunu seviyorum, çok güzel ve özel bence...:)



Mesajı Yazan: cyda
Mesaj Tarihi: 07/Ocak/2009 Saat 23:23
Yollarımız burada ayrılıyor,
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.

Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.
İnsan ne kadar sevse unutabilir.
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir.

Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine,
Unutursun, o günlerimizi, gecelerimizi,
O günlerce, gecelerce sevişmelerimizi...

Her şeyi evet, her şeyi unutabilirsin.
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır,
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mesajı Yazan: dont_pain
Mesaj Tarihi: 08/Ocak/2009 Saat 02:34
Orjinalini yazan: cyda

Yollarımız burada ayrılıyor,
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.

Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.
İnsan ne kadar sevse unutabilir.
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir.

Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine,
Unutursun, o günlerimizi, gecelerimizi,
O günlerce, gecelerce sevişmelerimizi...

Her şeyi evet, her şeyi unutabilirsin.
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır,
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır.

Ümit Yaşar Oğuzcan
 
bu bir de nilüferin eşsiz sesinden dinlemek vardır ki işte o tada doyum olmaz =)
 
herkese ısrarla tavsiye ederim..


-------------
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni.


Mesajı Yazan: ZuzU08
Mesaj Tarihi: 14/Ağustos/2009 Saat 00:37
Orjinalini yazan: dionysos

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
sevi şiirinden.............
 
Evet bu şiiri de çok güzel:)
Ben en çok şunu seviyorum ama:
  
 
 
Bilir Misin?

Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
Ama... Bir adım daha atamazsın.
Uzanıp tutamazsın;
Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
Planların, kaçışın, kurtuluşun
Ve deler sevgi dolu yüreğini
Sevgi bilmeyen bir kurşun.
Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
Batan bir gemiye el sallayamamak,
Oturup ağlayamamak,
Birkaç kulaç ötedeki
Bir tahta parçasını tutamamak,
Nedir bilir misin?
Sevmek nedir bilir misin?
Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
Bütün benliğini sarar, ısıtır.
Her gülüşte yeniden doğarsın
Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
Nasıl anlatsam bilmem ki.
Yani "sevmek" işte.
Duymak nedir bilir misin?
Duymak, ama anlatamamak
Çemberini kıramamak kelimelerin.
Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
"Seviyorum" diyememek
Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?


Mesajı Yazan: cern*
Mesaj Tarihi: 29/Ağustos/2009 Saat 02:56
DAĞ RÜZGARI

Kaderde senden ayrı düşmek te varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum.

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Her şeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanı başımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefeste benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.............


Mesajı Yazan: rkybyrkl
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 18:43
DİYEBİLSEYDİM
Anlamadın diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.
 
(Ümit Yaşar'ı tanımamı ve şiiri sevmemi sağlayan şiir..)


-------------
;)


Mesajı Yazan: rkybyrkl
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 18:57
                 Unutamamak
Sen bilemezsin, paslı hançerdir yalnızlık
Gelir, en can alacak yerimden vurur
Sen bilemezsin, gecenin en uzak bir saatinde
Bir böcek nasıl girer beynime, kımıldar durur?

Sen bilemezsin, çaresizlik nasıl boğar insanı?
Yaşamak bir yerde nasıl çekilmez olur?
Tutunacak bir dal aramaktan, koşmaktan, özlemekten
El yorulur, ayak yorulur, yürek yorulur.

Sen bilemezsin bu türlüsünü ölümün
Bilemezsin, bir tek kibritin cılız aleviyle
Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur?

Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak
Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır
Bilmesen de anlamaya çalış biraz, ne olur.


-------------
;)


Mesajı Yazan: rkybyrkl
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 19:00

   UNUTMA Kİ

 

Sen uykusuzluk nedir bilir misin

Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı

Gözlerini tavana dikip

Düşündüğün oldu mu bütün gece

Ve bütün bir gün

Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç

Gelmeyince

Seni aramayınca

Ölesiye ağladın mı

Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların

Ona ait ne varsa

Bir bir hatırladın mı

 

Sen günden güne erimeyi bilir misin

Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi

Bir teselli aramayı

Issız parklarda, tenha sokaklarda

Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda

Deli divane yollara düşüp

Yaşlanmış bir köpek gibi

Eskimiş bir gömlek gibi

Atılmışlığını hissettiğin oldu mu

Sevmekten

Günler geceler boyunca yürümekten

Elin ayağın yoruldu mu

 

Sen yalnızlığın acısını bilir misin

Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına

İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı

Bütün gururunu çiğneyip

Sevdiğinin geçtiği yollarda

Bastığı toprakları eğilip öptün mü

Sen çaresizlik nedir bilir misin

Sen yokluk nedir gördün mü

Yanan başını

Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden

Sen her gün bin defa öldün mü

 

Böyleyim diye ayıplama beni

Bir gün kendimi

Sonsuzluğun koynuna bırakırsam

Yaralı ve yenik bir asker gibi

Darılma

Unutma ki

Her seven isimsiz bir kahramandır

Unutma ki

İnsan; sevebildiği kadar insandır



-------------
;)


Mesajı Yazan: rkybyrkl
Mesaj Tarihi: 17/Ocak/2010 Saat 19:01

ÜMİTSİZ AŞKLAR İÇİN

 

Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım

Ayrılıklar için, sonsuz kederler için

Ne zaman ta derinden sevsem birini

Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin

En güçlü zehir olmalı aşk dediğin

Alkol gibi damarlarıma yürümeli

Sarmalı her yanımı gece olunca

İçimde bir çıbancasına büyümeli

İnsan sevince her gün bir kez ölmeli

Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun

Yollara düşmeli, perişan deli divane

Erimeli potasında o garip var ölüşün

Artık uzakbir anıdır huzur ve sükun

O büyük yangın başlamışsa yürekte

Bir gün gelir de bu çaresizliğin

Aranır bütün tesellisi ölmekte

O yerde sevilmek de yalan sevmekte

Nereye baksan dizboyu karanlık

Boşuna bir ışık arama göklerde

Her şeyinle aşkın içindesin artık

Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık

Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı

Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel

Aşk dediğin karşılıksız olmalı

 
 


-------------
;)


Mesajı Yazan: rkybyrkl
Mesaj Tarihi: 29/Mart/2010 Saat 22:13

KARANLIK AMAN VERMİYOR

 

aman vermez karanlıklar içindesin

hangi perdeyi aralasan gece

hangi kapıyı çalsan çaresizlik

gel de inancını kaybetme tanrıya

deli divane olma gel de

 

nereye baksan o zifir karanlık

bir meşale gibi yanar yüreğinde

taştan bir kalabalık bütün insanlar

gel de yüceliğine inanma kaderin

durup durup ağlama gel de

 

hani o delicesine sevdiklerin

hani o dostlar, sevgililer nerde

nerde o çocukluk yılları, gençlik hayalleri

gel de çekinmeden bak aynalara

boşa giden ömrüne yanma gel de

 

bir yoksulluk ki başında ağrı gibi

bir yoksulluk ki seninle beraber her yerde

üstelik "viran olası hanede evladü ayal var"

gel de akşamcıya çıkmasın adın

efkarlanıp efkarlanıp içme gel de

 

güvendiğin dağlara kar yağdı bütün

şimdi ne avuçta var, ne elde

o gülüşler, kahkahalar senin için değil

gel de inan güzelliğine bu dünyanın

bütün nimetlerinden vazgeçme gel de

 

insanları sevdin de ne oldu

yüreğin aşka düştü, başın derde

gel de bu şehirde dur artık

başını alıp kaçma gel de.

 
Bu da Ümit Yaşar'ın fazlaca beğendiğim şiirlerindendir..sonuç olarak şu çıkıyor ki ; insanları sevmemeli :)


-------------
;)



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat