Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

İLE'den alıntılar...

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Kültür-Sanat
Forum Adı: Kitap
Forum Tanımlaması: Kitap hakkında herşey
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=13720
Tarih: 04/Aralık/2020 Saat 04:47


Konu: İLE'den alıntılar...
Mesajı Yazan: dont_pain
Konu: İLE'den alıntılar...
Mesaj Tarihi: 16/Haziran/2008 Saat 20:44
ile; oruc aruobanın iliskiyi felsefik acıdan ele aldıgı gercek olup olmadıgı bilinmeyen defteri dir... okumanızı şiddetle tavsiye ederim..
 
 
işte kitaptan bir kaç not;
 
 
seni "suçlamak"tan söz etmiştim -- yanlıştı bu; suçlu yok:hepsi,zorunluydu,olması gerektiği gibi oldu -- ö y l e olması da, hep, benden kaynaklanıyordu : varsa bir suçlu,ben'im o...
--ben çağırdım hepsini
--hepinizi!
************
sen, çınlattığın yaşam dolu kahkahalarından sonra da uzayıp giden ölümcül suskunluklarınla, bana, hep, birşey haykırıyordun -susmanla bağırıyordun- sessizliğinle feryat ediyordun, birşeyi bana; ama ben anlayamıyordum bunu -hala da, doğru dürüst anladığımı söyleyemiyorum
-zaten söylenecek birşey
de kalmadı
artık:
bağışla
beni-
*************
 
"bir gün benim yüzümden acı çektiğinde -ki çekeceksin- lütfen az çek.." dedin (...)
çektiğim -çekeceğim- acının azalmamasına çalışıyorum şimdi.
**************
 
aramak ,çok zor bastırabildiğim bir dürtüydü; aranmamak ise , ince bir sızı: yanlızca da 'arama ' ediminde bulunmamamız değildi ilişki için yıkıcı olan : ben ,seni arama eğilimime ketvurabilmemden; bundan önce ,onu bastırma gereksinimi duymamdan, en temelde ,seni yeterince özlemediğim, senin de beni aramayabilmenden ,beni yeterince özlemedğin, sonuçlarını çıkarıyordum--bunlarda, zaten aynı sonuçtu..
***************
"ben buradan gideceğim" dedin -biraz sonra da, "yanlış yaşıyorum"...
"nereye gidersen git, kendini yanında götürürsün" dedim ben de. -kopuş noktaları belirginleşiyordu artık...
**********************
 
biz, artık, ayrı olabiliyor idiysek, senileben arasındaki şu "ile" artık, yok, demekti.
************
 
seni hep yaraladım.
o en başta farkına vardığım yaralılığın da, birşeyler öğrenmeme yaramadı, işte...
şimdi sayamayacağım kadar çok durumda sana söylediklerim, yaptıklarım (bazısını burada, bu kitap içinde dile getirmeye çalıştım -biliyorsun onları) derinden acı verdi sana, biliyorum -
(hani bir akşam vardı, sen inleye inleye, bitap düşüp-)
bunları affettirmem -senden özür dilemem- de, artık, anlamlı değil.
bunların ne kadarı benim özel -öznel- budalalığımdan kaynaklanıyor, ne kadarı da ilişki denen şu garip şeyin kendi genel -nesnel- niteliklerinden çıkıyor, bilmiyorum.
tek bildiğim başarısız olduğum-
(-zaten ustam da en başta alıntıladığım itirafında aynı şeyi söylemiyor muydu?!...-)
kuramadım onu, gereğince; sana da, yeterince ulaşamadım -bu beceriksizlik yalnızca benden mi kaynaklanıyordu onu da bilemiyorum.
muhtemelen, öyledir.
ne sen, ne de ilişkinin kendisi -
yalnızca ben sorumluyum bu başarısızlıktan..
*****************
 
"hiçbir şey kalmadı mı sende?" diye düşündüm "-birşey demedi mi sana, birlikte yaşadıklarımız?--
bir öfke sonucu; dolayısıyla, yanlış bir düşünceydi bu -bencillik belirtisi...
bana gelmiş olman -işte, birlikte yaşamış olduklarımız, yetmeliydi; ama ben, daha fazlasını istiyordum, daha da, daha da - her şey'i istiyordum!..
yanılgı...
-ama galiba ilişkinin özünde bulunan bir şey bu:-
o herşeyi isteme de, hiçbir şeyin kalmaması da, ilişkinin varlık yapısından çıkıyor: her şey olsun diye giriştiğimiz ilişki, sonunda, hiçbirşey olup -yitiyor...
bu yitimi yaşıyorduk şimdi-
-ama bunun bendeki biçimi (sendekini bilemiyordum artık..) gene de, direnmeğe- diretmeğe- çalışmaktı: herşeye -artık, işte, kendimize de- karşın, ilişkimizi korumak-
ola
bilir
miy
di?..."
*****************

"o uzun ayrılıştan önceki son buluşmamızda, bana, şöyle bir şey dedin:-
"senin ile hiç ilişkimiz olmadı ki..."
"senin ile ilişkimiz hiç olmadı ki..."
"senin ile ilişkimiz olmadı ki hiç..."
"hiç ilişkimiz olmadı ki senin ile.."
tam nasıl söylemiştin, anımsayamıyordum -belki, yıllar içinde, kafamda o kadar evirip çevirmiştim ki bu tümceyi, tam biçimini artık yeniden kuramıyordum (yıllar sonra, o gün bu tümceyi üzerine not ettiğim sigara paketini buldum: şöyleydi:
"bizim senin ile hiç ilişkimiz olmadı ki...")
önce hiçbir şey anlamadım; hep de düşünüp durdum; ancak da yıllar sonra, anladım:-
haklıydın
haklısın "
************

"gelmeyeceğini bilerek bekleyecektim artık seni-
öyle, bekliyordum..."
*******************

"beni itiyorsun" diye seslenmistim sana, "nereden en iyi itebilecegini de, bilerek..." böyle bir 'ruh hali'ndeyken de sunu düsünmüstüm: "beni sevip sevmediginden bile emin degilim, artik -"
senden haber alamamak hem seni merak etmem açisindan, hem de senin bana haber vermeyi önemsememen açisindan, aci veriyordu.
aldirmayabiliyordun -
*************
 
"olabilmek.. - olabilemedin, koyu parıltılı gözlü
sevgilim benim.. -
ben vardım; sen, kendini yok etmeyi seçtin"
*******************

kisi ne kadar genc olursa olsun, "ilk" iliskisi, ilk iliskisi degildir - ne kadar yasli olursa olsun "son" iliskisi son iliskisi degil.
- böyle garip bir düşünce gelmişti aklıma - tam olarak neyi yaşarken, düşünürken, anımsamıyorum; ama, şuna benzer bişeydi galiba:-
iliskide anlami belirleyen ve yer tutan, "reel" zaman aralıkları ve uzam bölümleri değildir: her ilişkinin kendi bir "iç" zamanı ve uzamı vardır; onların içinde oluşur. - bu yuzden hiçbir ilişki, bir başka ilişkiden "önce" ya da "sonra" degildir; her biri, ötekilerle hem "içiçe"dir, hem de onlardan "apayrı".
kişi, böylece, ilişkilerini, "reel"zaman içinde "geri"ye dogru izlendiginde, "ilk" diyebilecegi; "ileri"ye dogru öngördüğünde de, "son" diyebilecegi bir ilişki, saptayamaz.
ilişki, saptanmaz - işte: kapsanamaz
dır.
******************

"en değerli hayalimdin sen,: kendini yıktın!...
elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı,herhalde: bir yarım-yamalak felsefecinin hayali olmak ise, istemedin. oysa, onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin - hatta sanıyorum , bunu istiyordun da... hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın - "kaçtım" dedin...
işte: kaçtığın kendindi - belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin...
kim bilir, artık - geçti..."
****************************
 
kararsız mısın;
korkuyor musun;
istemiyor musun?
,
diye sordum; sen de, hepsine birden, evet, dedin.
bunlar çok farklı şeyler oysa ki: -
'kararsızlık' kişinin ötekine yönelik;
'korkmak' kendine yönelik;
'isteksizlik' de ilişkiye yönelik;
yetersiz kalmasıdır.
bunlar varsa, ilişki de hep biraz kaykık* kalır.
ilişki, tam olmak için, kişilerde tam bir kararlılık, tam bir güvenlik, tam bir isteklilik gerektirir -
karşılıklı;
birlikte . . .
****************

"olanaksızlıktan yola çıkan ilişki, ne çok gerçeklik katetse de, yeniden olanaksızlığa varır, sonunda; son olanaksızlığı da, belki, ulaştığı en son gerçekliktir."
"ilişki ancak yaşamakla varolur; ama, yaşandıkça da, tükenir."
"b i z, artık, ayrı olabiliyor idiysek, sen ile ben arasındaki şu 'i l e', artık, yok, demekti."
 
(alıntıdır)
 

 


-------------
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni.



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat