Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Liderlik Ve Eksikliği..

Nereden Yazdırıldığı: Dokuz Eylül Üniversitesi Forumu
Kategori: Serbest Bölge
Forum Adı: Tartışma
Forum Tanımlaması: Siyasi miyasi tartismalarinizi kirici olmadan burda yapabilirsiniz
URL: http://www.deuforum.com/forum_posts.asp?TID=11283
Tarih: 19/Ekim/2020 Saat 19:06


Konu: Liderlik Ve Eksikliği..
Mesajı Yazan: Misafir
Konu: Liderlik Ve Eksikliği..
Mesaj Tarihi: 23/Ocak/2008 Saat 03:10


Lider Kimdir?..

İngiliz gazeteci, Sina dağında karşılaştığı bir Bedevi'ye sorar:'
 
Sence lider kimdir?..'
 
Bedevi;'Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim?' der.
 
Gazeteci; 'Elbette, anlat öykünü' diye yanıtlar.
 
Bedevi anlatır;
 
'Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, SinaÇölü'nde yol almaktadır.
 
Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar, bu kez toplu halde, karanlığın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır.
 
Çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki.
Deneyimli Bedevi; bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar.
 
Devesini çökertir, üstünden iner. Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar.
Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırını alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler.
 
Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulundukları bölgeye ulaşır. Küçük çadır havalanacakmış gibi sallanmakta, rüzgarın oluşturduğu kum sağnağı, neredeyse delip geçecek bir hızda, çadır yüzeyine çarpmaktadır
.
Her kum tanesinin, boyları küçük fakat verdikleri acı büyük oklar gibi bedenine saplandığı deve, dile gelir:
 
'Efendi, canım çok acıyor. Hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin verir misin?' der.
 
Dışarıda olmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilen Bedevi, zavallı devenin bu dileğini kabul eder ve 'Peki, başını çadıra sokabilirsin.' diyerek,kapıyı bağlayan düğümleri boşaltır.
 
Durmak bir yana, fırtına giderek daha da gemi azıya almaktadır. 
Deve,sahibine tekrar yalvarır;
 
'Efendi, derimin en ince olduğu yer boynumdur ve şu an çok acıyor. İzinver, boynumu da çadıra sokayım.'
 
Biraz ikirciklenmeyle, bu isteğe de 'Peki' der Bedevi.Fırtına, sanki sonsuza dek sürecek gibidir.
 
Deve bu kez, ilk ikisinden daha acıklı bir sesle yalvarır;
 
'Efendi, ne olur, hörgücümü de çadıra sokmama izin ver...'
 
Bedevi bu son isteği de kerhen kabul eder.
Ancak, hörgücün de içerigirmesiyle, küçücük çadırda, artık kımıldayacak yer kalmamıştır
 
Bu duruma, Bedevi'den önce, deve tepki gösterir;
'Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor. Sen dışarı çıkıp, başının çaresine baksan...''
 
Lider kimdir?' demiştiniz; bu hikayeyi mesnet alarak cevap vereyim;
Lider; devenin başını dahi, çadıra sokmasına izin vermeyen insandır... '
 
Atatürk'ten sonraki lider İsmet İnönü; Köy Enstitüleri'ni kapatarak, cumhuriyet devrimlerinin kırsala uzanan kollarını kopardı.
 
Sonraki lider Menderes, dini politik bir enstrüman olarak kullanmageleneğini başlattı.
Dini; hurafelerden, siyasi spekülasyonlardan arınmış bir şekilde halka öğretecek aydın din adamları yetiştirmek üzere kurulan İmam Hatip liselerinin misyonunu ters çevirdi.
 
Sonraki lider Demirel; Menderes'ten de baskın çıktı. Tarikatlar üzerindensiyasi ikbal aramaktan çekinmedi.
 
Arada gelen ve çoğumuz tarafından, Cumhuriyet devrimlerinin, laisizmin ve demokrasinin seçkin temsilcisi olarak gördüğümüz bir başka lider, Fethullah Gülen ile muhabbetli olmaktan sonuç bekledi.
 
 Sonraki lider Sayın Özal; zaten muhibban-ı tarikat olduğunu, gizlemeye gerek bile duymadı.
 
Sonraki lider Erbakan döneminde, tarikat şeyhleri, başbakanlık protokülünün liste başındaydılar.
 
Modern Türk Kadını imajını güçlü bir rüzgar gibi arkasına ve oy portföyüne alıp, Başbakan olan Çiller, nabzını tarikatlara tutturdu.
 
Ecevit, Bahçeli, Yılmaz'lı hükümet, tarikatların ve dipten gelen dalganın sırtını sıvazlamaya devam etti.
 
Özetle;Atatürk'ten sonra gelen bütün liderler; devenin çadıra girmesine izin verdiler.
İzin vermenin ötesinde teşvik ettiler.
 
Biz de Bedevi'nin öyküsünü mesnet alırsak; ortaya şu sonuçlar çıkıyor:
 
1) Türkiye; '10 Kasım 1938'den beri, varlık nedeni olan Cumhuriyeti, gerçek anlamda savunan bir liderden yoksun olarak, 69 yıl geçirmiştir.
 
2) Bu dönemde gelen istisnasız tüm liderler, kendi siyasi pazarlamalarını, Cumhuriyete ve Cumhuriyet Devrimlerine 'vurmak' üstüne kurulmuş stratejilerle yapmışlardır.
 
3) Yaklaşık üç kuşağa tekabül eden bu zaman zarfında, Türkiye'nin millieğitim politikası 'teokratikleştirilmiştir' ve 'teokratikleştirilmekte'dir.
 
4) 29 Ekim 1923'te gerçekleştirilen 'devrim', bila fasıla tam 84 yıl sürenbir 'Karşı devrim' ile tasfiyenin son aşamasına gelmiştir.
 
Son söz:
'Başını rica ile çadıra sokan deve, artık sahibini dışarı davet etmektedir...''Deve' deyip geçmeyin; kini çok derindir. Sizi çadırın dışına atacak kadar...

 

MEHMET GÜREL




Cevaplar:
Mesajı Yazan: sialnur
Mesaj Tarihi: 07/Şubat/2008 Saat 23:13
Ülkemizin şu anda içine sindirdiği ve bir şekilde  son çırpınış edasıyla kendini ifade etmeye çalıştığı bu dönemde,sanırım en çok aradığımız ,özlediğimiz...tek isim MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...
Şİmdiye kadar her liderde onu aradık,onu bekledik..Lider olmak deneyimlerle kazanılan herhangi bir yeti değil,bunu Meclisimi'ze gelen her politikacıyla bir kez ve bir kez daha anladık..
Bundan sonrası için ne olur bilinmez,çoğu vatandaş istemediği sonuçlarla bir ülkenin yönetimine tanık oluyor şu anda,liderlik vasfından çok uzakta  olanların yüzdürmeye çalıştığı siyasetin parçalanmış olan sandalıyla..
İnşallah,bir gün tekrar bu ülke gerçek bir liderle tekrar karşılaşma şansını yakalar...
Paylaşımın için de teşekkür ederim,arkadaşım..


-------------
Geçici aşkın tadı-tuzu yoktur.Köz olmuş,yarı sönmüş ateş gibi bir parlaklığı,bir ısısı yoktur.
Aşık olan kişinin yıllar,aylar boyunca gece-gündüz ne rahatı ne kararı olmalı,ne yiyip ne içmesi..



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat